Halk Şiiri
Halk şiiri geleneğimiz çok eski dönemlere dayanır. Türkler, daha yazıyı bulmadan evvel bir şiir geleneğine sahiptiler. Bu şiir geleneğinde sözün yanında sazı da görmekteyiz. En eski sazımız olan "kopuz" adı verilen bir sazla çalarak şiirlerini söylerler. İslamiyet öncesi döneme ait bu şiirlerde, henüz Arapların aruz ölçüsü bilinmediğinden Türklerin milli ölçüsü olan hece ölçüsü kullanılırdı. Kaldı ki halk şairleri , edebiyatımıza aruz ölçüsü girdiği hâlde hece ölçüsünden vazgeçmediler.
Halk şiirimizin bir başka özelliği de halkın yaşamını, duygularını ve kültürünü doğrudan yansıtmasıdır. O, belli bir kesimin sesi değildir; ortaya çıktığı çağın bütün özelliklerini yansıtır.
Türk Halk Şiiri
Halk edebiyatının kökü, İslamiyet öncesi Türk edebiyatına kadar uzanır. Halk edebiyatı, genellikle eğitim görmemiş ya da çok az eğitim görmüş kişilerce varlığını devam ettirmiş ve usta-çırak geleneği ile kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Şiirler çoğu zaman saz tıngırdatarak ortaya çıkmış ve genellikle saz eşliğinde söylenmiştir. Doğaçlama olarak şiir söyleyen âşıklar, şiirler için bir ön hazırlık yapmazlar.
🌟 Halk Şiirinin "Unutulmaması Gereken" 5 Maddesi
Sınavlarda veya derslerde karşına en çok çıkacak, adın gibi bilmen gereken özellikler şunlardır:
* Ölçü: Milli ölçümüz olan Hece Ölçüsü kullanılır. (Genellikle 7'li, 8'li ve 11'li kalıplar).
* Dil: Dil, halkın konuştuğu, anlaşılır ve sade Türkçedir. (Divan edebiyatındaki gibi ağır Arapça-Farsça tamlamalar yoktur).
* Yöntem: Şiirler genellikle hazırlıksız (doğaçlama/irticalen) söylenir. Âşıklar o an içlerinden geldiği gibi söylerler.
* Birim: Nazım birimi dörtlüktür.
* Konu: Aşk, doğa, ayrılık, ölüm, yiğitlik gibi somut ve hayattan konular işlenir.